Türkçe
Solgun Güneşin Gölgesi
Bir Yüklü Saldırı bir düşmana isabet ettiğinde karakter, Maks. Canının %25'i kadar Hayat Bağı kazanır. Bu etki her 14 saniyede bir tetiklenebilir. Ayrıca kuşanan karakterin Hayat Bağı olduğunda karakter %12 Hasar Bonusu kazanır. Hayat Bağı değeri Maks. Canın %30'u kadar veya üzerindeyse karakter ek olarak %24 Hasar Bonusu daha kazanır.
Kullanan Karakterler — Mızrak
Hikâye
"Ey Khaenri'ah Soylularının Yüce Efendisi, kızıl ay çoktan hiçliğe düştü ve kanının körlüğü soyunu bitirdi." "Ey bize önderlik eden merhametli efendimiz, hâlâ insanlığın çocuklarına acıyorsan o zaman bu kadehteki şarabı kana kana iç." Karanlık güneş yer altını aydınlatmadan önceki eski bir çağdı; kadim ve ihtişamlı bir klan hâlâ o büyük krallığı yönetiyordu. Dogmatik rahipler, gökyüzündeki Kızıl Ayın kalıntılarının her şeye hükmettiğine dair tahttaki şaşkın kralı ikna ettiler. Çünkü ölümlü tenin altında akan, ay ışığının rengiydi ve hiçliğin dibinde saklı olan karanlık da Kızıl Aydan gelmeliydi. Bu yüzden, insanlığın kralı Kızıl Ay adını almalı ve iki dünyanın ışığı ve aleviyle vefasız kaderi yargılamalıydı. Böylece, çok sayıda görkemli kule inşa etmek için yüce kişileri özlemle beklediler ve uzun zaman önce ölmüş olan Kızıl Ayın kendilerini kurtarması için dua ettiler. Ta ki sapkın olarak damgalanan astrologlar, sahte gökyüzünün ters görüntüsünde tüm dünyanın kaderinin kökenini görene; şüphe ve öfkenin sönmeyen alevleri rüyasız diyarda bir yangın gibi parlayana ve sonunda ay ışığıyla aydınlanmış sarayın kendisini yakana kadar... Güneş karardığında, Kızıl Ayın adı kaybolan kızıl renkle birlikte çoktan solmuştu. Geriye sadece, kalıntıları lekeleyen "Uğursuz Ay" lakabı kaldı. İster lanetlenmiş günahkarlar ister kaderin henüz kirletmediği lekesizler olsun, hiç kimse bir daha ayın kalıntılarının peşinde olmayacaktı. Çok azı, türlerinin tamamen yok olmasından kurtulabildi ve güneş ışığının ulaşmadığı gölgelerde saklanarak Kızıl Ayın intikamını almasını beklediler. Ancak bu intikam hiçbir zaman alınmadı ve karanlık güneş aynı cehalet ve kibre bulandı. Yıkım bir kez daha yaklaştığında, uzun zaman önce yanıp kül olmuş güneşin gölgesini sadece ayın alaycı parıltısı aydınlatıyordu. "Kader, kader, ey korkunç ve solgun kader, neden kendini alçaltmak ve böyle zalim bir taht hırsızına boyun eğmek zorundasın? Uğursuz Ayın kalıntıları seni çoktan ölüme terk etmişse kadim günlerin intikamını almanın ne anlamı olabilir? Onun ördüğü kader bizimle böyle alay ediyorsa eğer, kül rengi güneşin son gölgesi eski dünyayı yakıp yok edene kadar, Kızıl Ay tertemiz şafağa tanıklık edene kadar kaderimizle olabildiğince yüksek sesle alay edelim."