Türkçe
Devrim Marşı
"Milenyum Hareketi" koleksiyonunun rüzgarla birlikte hareket eden bir parçası. Hasarı %10 artırır. Bu silahı kuşanan karakter Element Tepkimesi tetiklerse bir İsyan Mührü kazanır. Bu etki 0,5 saniyede bir uygulanabilir ve kuşanan karakter sahada değilken bile tetiklenir. 2 adet İsyan Mührüne sahip olduğunda, ikisi de kullanılır ve çevredeki tüm grup üyeleri 12 saniyeliğine "Milenyum Hareketi: Direniş Şarkısı" kazanır. "Milenyum Hareketi: Direniş Şarkısı" ile Normal, Yüklü ve Havadan Saldırı Hasarı %16, Saldırı %20 artar. Bu etki tetiklendikten sonra 20 saniye boyunca İsyan Mührü kazanılamaz. "Milenyum Hareketi"nin etkileri arasından aynı türde güçlendirmeler birbirine eklenmez.
Kullanan Karakterler — Kılıç
Hikâye
İnsanlar önceleri bir gezginin şarkısına kadeh kaldırırdı. Şarkı sözleri ise şöyleydi: "Gözlerinle söyle şarkıyı koparırsa biri dilini." "Kulaklarınla gör oyarsa biri gözlerini." "Yarınları yok etmeye çalışırlarsa kadeh kaldır onlara." "Yarınlar mahvolsa bile yaşayacak bu şarkı akıllarda." Derler ki bir bölgenin karakterini hükümdarın karakteri belirler ve bu durum hem halk hem de diyarın kendisi için geçerlidir. Peki ya çatışma ortasındaki diyara ve insanlara, özgürlük ve şarap sevgisi sunan kural tanımaz hükümdarın kendisi miydi? Yoksa Rüzgar Hükümdarı'nın özgürlük sevgisini besleyip büyüten, uluyan rüzgar ve soğuğun ortasında bunun hasretini çeken insanlar mıydı? Bu artık cevaplanamayan bir soru. Ancak bu şarkı genellikle zor zamanlarda söylenir. Decarabian'ın, boraların taçlandırdığı kulesinde hüküm sürdüğü günlerde veya yozlaşmış soylular hükümdarın suretini alaşağı ettiğinde, kapalı mahzenlerde, karanlık ara sokaklarda ve eskimiş tavernalarda bu şarkı, zorbalığın kasvetli rüzgarları ve katı yönetimi arasında yavaşça yayılmış ve direniş gösteren kahramanlar için bir marş haline gelmişti. Çok eskiden, etrafı tamamen sarılmış sessiz bir şehirde, tezahüratlar lir sesine dönüştü ve en sonunda hiddetli rüzgarların yarattığı zindanı delip geçti. Bir genç, bir ruh, bir okçu, bir şövalye ve alev saçlı bir gezgin savaşçıdan oluşan bir grup geldi ve göğü delen bir mızrak gibi görünen kulenin önüne dikildi. Kulenin düşen gölgesi bir titanı andırıyordu. Grup, burada özgür olacağına yemin edip kuledeki yalnız tiranın hükümdarlığını paramparça etmeye ant içti. Kuleye tırmanamayıp onun yerine şarkı söyleyen zayıf ve güçsüzler, şimdiye dek rüzgarın ulaşamadığı köşelerde fısıldamakla yetiniyordu. Bu meyhane şarkısı, tırmanan kahramanları cesaretlendirirken, şehir duvarlarını sarsacak kadar güçlü bir isyana sebep olmuştu. "Gözlerinle söyle şarkıyı koparırsa biri dilini." "Kulaklarınla gör oyarsa biri gözlerini." "Ama istediğin özgürlüğü ve şarkıyı çalmaya cüret ederse biri..." "Bu bile asla kabul edilemez!"