Türkçe
Erişilmez Gelişim
Uçuş sırasındaki Dayanıklılık Tüketimi %15 azalır. Hedefli Atış kullanılırken her 0,5 saniyede Yüklü Saldırı Hasarı %6 artar. Bu etki 6 kademeye kadar birikebilir ve Nişan Alma Modundan çıktıktan 10sn sonra kaldırılır.
Kullanan Karakterler — Yay
Hikâye
"Ey 'Aşkın' adını taşıyan kahraman, dinle son sözlerimi." "Onun damarlarında akan felaket senin adından bile daha eski." "Eğer sen de bir zamanlar atalarının yaptığı gibi ölümlülere acıyorsan" "o halde onun boynunu kopar ve ona özgürlüğün neşesini bahşet." Yaşlı ve kambur bilge ona bu kehaneti bildirmesine rağmen çok acı çekmiş olan kahraman onu duymazdan geldi. Belki de o zamana kadar çok ayrılık yaşamıştı ama sadece dizlerini büktü ve ölmek üzere olan Sürüngen yavrusunu kucağına aldı. Genç sürüngenin kana bulanmış tüylerine değerli bir iksirle dokundu ve bilgenin gittiğini belli eden iç çekişini tamamen görmezden geldi. "İster bir tiran olsun ister azgın bir ejder, ister lanet olsun ister kader," "Çiçek Tüyü Klanının torunları hiçbir şeye ve hiç kimseye boyun eğmez." "Eğer bu gülünç lanet onun doğuştan sahip olduğu bir prangaysa" "şanlı atalarımızın yaptığı gibi onu kırmama izin ver." Böylece, Menilek adlı savaşçı ve onun sadık yoldaşı Ngoubou bir kutsal yolculuğa çıktılar. Çiçek Tüyü Klanında günümüze kadar aktarılan şarkılar ve parşömenler, işte bu insanla Sürüngen arasındaki müthiş maceraları anlatıyor. Kahramanın yay kirişleriyle dağları nasıl gümbürdeterek paramparça ettiğini, yavru Sürüngenin nasıl bir kurnazlıkla zalim pitonun boğazını deldiğini, birlikte kırk gün boyunca devasa bir canavarla nasıl savaştıklarını ve sonunda bir adet turna balığını kullanarak onun hakkından nasıl geldiklerini anlatıyor... Hikayeler ayrıca Menilek'in henüz kabilesinden sürgün edilmemiş Tenoch'a karşı, sıçrayan alevlerle yanan kayaların altında nasıl savaştığını ve Menilek'in o zaman güçlü savaşçının kahramanlığına ve cesaretine nasıl hayran olduğunu, yıllar sonra karanlığın dalgalarıyla yüzleştiğinde nasıl onun yanında kaldığını da anlatıyor... Kavurucu ovalarda yaşayanların iyi bildiği, dizeleri ve kıtaları beş yüz yıldır ozanlar tarafından anlatılagelen efsaneler işte böyledir. Genelde tüm birlikteliklerin dağılmaya mahkum olduğu söylenir. Ama o zaman bile bazıları "umut" denen şeye sığınır ve çorak, yanan tarlalarda bile yeni çiçeklerin açacağına inanırlar. Gelgelelim nasıl ki kontrolsüz güç birçok trajedinin kaynağı ise bir şeylerin iyi olmasını umut etmek de dünyadaki pek çok ızdırabın nedenidir. Yarın, ertesi gün, öbür gün diye avuturdu kendini hep, ta ki tüm umutlar ihanete dönene ve o yarınlar hiç gelmeyene kadar. "Ngoubou, sadık yoldaşım, burada bir süre dinlen." "İşim biter bitmez geleceğim, sen güzelce uyu." "Karanlık dalgalar dindiğinde hemen yanına gelip uyandıracağım seni." "Bahar yeryüzüne döndüğünde, yüksek tepelerde açan yeni çiçekleri görmeye gideceğiz birlikte."