Türkçe
Karlı Ovalarda Yıldız Ateşi
Bir Element Tepkimesi tetiklediğinde 12sn boyunca kuşanan karakterin Saldırısı %16 artar. Bir Yıldız Parıltısı tepkimesi tetiklediğinde ise 12sn boyunca kuşanan karakterin verdiği Yıldız Parıltısı Tepkimesi Hasarı %16 artar. Bu etkiler karakter alanda olmasa bile tetiklenebilir.
Kullanan Karakterler — Kılıç
Hikâye
"Çok uzun yıllar önce, gölgelerin ardında bir Fey asilzadesine tapınılırdı." "Ta ki arındırıcı bir el belirip onu katledene, geriye yalnızca kadim bir soy adı ve unutulmuş kalıntılar bırakana dek." Büyük hayatta kalma oyununda yenik düşen böylesi nice fevkalade destan, zamanla unutulup gitmeye mahkumdur. Yenilen genç adam şakacı bir edayla güldü ve gizemli dizelerinde hürmet sözcükleriyle unvanları değiştirdi: "Ey küller diyarının İncisi; namı asil, şanı yüce lordlar ile leydiler ve saygıdeğer zatlar," "Aramızda hiçbir husumet yok. Bu yalnızca bir kuvvet sınamasından, sınırları aşmayan bir mücadeleden ibaret." "Sonuç çoktan belli olsa da, gelin el sıkışalım ve barışalım. Önümüzde uzayıp giden bu yolu kirden ve tozdan birlikte arındıralım." "Böylece küllerin arasında yaşayan halkın övgüsüne mazhar olacağız ve o sözde cömert lordlar yaptıklarımızı işitip korkudan titreyecek." İnci gibi güzel olan genç kadın, mağrur çehresi ve tehditkar sesiyle şöyle seslendi: "Beni iyi dinleyin, ey Kitezhgrad'ın kurum solucanları; yegane zanaatı hırsızlık olan insanlar." "Bu hezimeti aklınıza iyi kazıyın ve bu hanımın sabrı taşmadan evvel, girdiğiniz bahis gereği derhal burayı terk edin." "Bu adı da aklınıza kazıyın, zira kaybedilen her şeyi o geri alacak." "Öyle bir gün gelecek ki hiç kimse prensesin soyundan gelenleri o kutsal adıyla anmayacak." Genç adam bu kaybı hiç umursamadı, nitekim adaletsizliğe karşı savaşmayı hâlâ bir oyun olarak görüyordu. Saygınlığı giderek arttı ve hakkaniyete giden yolu aydınlattı. Genç kadın ise vahşetle besleniyordu. Kendine "Şehirleri Kül Eden" unvanını aldı ve onu yıkımın ve yokluğun hükümdarı olarak baş tacı ettiler. Bir sonraki yüzleşmelerinde, eskiden ufak bir çekişmeden ibaret olan bu kavga artık halkın güvenliği uğruna verilen bir savaşa dönüşmüştü, artık roller değişmişti. Karşılıklı saygı beslediği rakibiyle yüzleşen yol göstericinin yüreğindeki merhamet giderek büyüdü, eskiden olsa kurnazlığına başvurur ya da umursamaz bir tavır takınırdı, lakin o an, tüm içtenliğiyle ikna etmeye çabaladı: "Soylu adın, karanlık emeller güdenlerce içi boş bir sancağa nakşedildi ve seni her şeyden mahrum bıraktılar." "Ancak küllerin, Kitezhgrad'ın ve elbet Snezhnaya'nın adına, insanlar seni bugün bile bağışlayacaktır." Fakat vaktiyle dize getirdiği birine yenilmiş olsa da hâlâ inciler kadar güzel olan o genç kadın, kibirli bakışlarından ödün vermeden başını dimdik tutmaya devam ediyordu. "Şehirleri Kül Eden ve takipçileri Snezhnaya'ya boyun eğmeyecek, küller diyarı da kraliyet soyundan gelenlerin meskeni olmayacak." "Sahte iyiliklerin aşağılık tacirleri, tarihin fırsatçıları... Uzlaşmadan ve müsamahadan söz etmek sizin haddinize değil." Önceden belirlenmiş o üçüncü karşılaşmaları, son kavuşmaları oldu. Yıkımın atan kalbi baruta dönüşmüş, fırına doğru son sürat ilerleyen trenin tüm canlılara getireceği sonu görmenin hasretiyle yanıp tutuşuyordu. Şehirleri Kül Eden ve takipçileri, Kresnik'in Meşalelerini yok etmek ve Snezhnaya'yı kendi kadim soy isminin tabutunu omuzlamaya mahkum etmek için hain planlar kurdular. Kılıcı kadar keskin zekalı o yol gösterici, Luchkinlerin kurucu atası, haydutların oyunlarını bozmak için halkına bir kez daha önderlik etti. O son büyük hesaplaşma ise nesiller boyu anlatılagelen hikayelerde binbir farklı biçimde yorumlanmıştır. Ancak bunun yegane sebebi, yol göstericinin izinden gidenlerin asırlar boyunca geçmişi yeniden yaşayıp dilden dile aktarmaya devam etmesiydi. "Yazık ki merhameti, yalnızca onun öfkesini harladı. Yazık ki lütfu, o haydutların yüreğine zerre pişmanlık düşüremedi." "Savaş kilitlendiğinde ikisi birden fırının üzerine atladı ve birlikte alevlerin arasına düştüler. İyi ve kötü birlikte can verdi." Tundrayı örten hüzünlü kasvet, o düşüşle doğan yeni şafakla birlikte dağılıp gitti. Geçmiş karşılaşmalarında kimin galip gelip kimin mağlup olduğuna gelince, küller diyarının keskin kılıcı ve parlak incisi bunu söylemezdi; zira artık derin bir uykuya dalmışlardı. Artık gözlerini karanlık bürümüştü. Neyse ki toprağa düşen o kıymetli kılıç, ince karların arasından kurtarılmıştı. "Ey halkın bekçisi olan kılıç, bize gösterdiğin bu yol, bizden sonra gelenlerin de izleyeceği bir yasa olsun."