Türkçe
Gün Batımıyla Parlar Şafak
Element Becerisi veya Element Patlaması kullanıldığında "Kavurucu Aydınlık" etkisi kazanılır: 6 saniyeliğine Kritik Hasar %20 ve Saldırı %28 artar. Bu etki 10 saniyede bir tetiklenebilir. "Kavurucu Aydınlık" etkinken Normal ve Yüklü Saldırılar Element Hasarı verdiğinde etkinin süresi 2sn uzar. Bu etki her saniyede bir defa tetiklenebilir ve süresi en fazla 6sn daha uzayabilir. Ayrıca kuşanan karakter Gece Ruhunun Lütfu durumundayken "Kavurucu Aydınlık" etkileri %75 artar ve kuşanan karakter alanda değilken süresi azalmaz.
Kullanan Karakterler — Çift Elli Kılıç
Hikâye
"Gün ışığı bile derin ve uzun gecenin karşısında sönük bir yıldıza dönüşebilir." "Ama kader acımasız ve aldatıcı olsa da umudu elimizden almadı." "Cesaret ve hafıza tahtını inşa etti, ölüm ve fedakarlık yeniden alevlenesin diye odunlar gibi yığıldı." "Ey yenilmez güneş, sayısız nesil boyunca ışığını yaydın. Şimdi Natlan'ın ideallerine ve geleceğine tanık ol!" Doğan güneşin saçtığı ilk ışık hüzmesi ve gecenin çitini delip geçen şafak gibi. Göklere meydan okuyan büyük ejderha başını eğdiğinde uzun sefer nihayet sona erdi. Uzun ve kanlı merdivenleri aşan ölümlülerin lideri, şehirdeki sönmeyen kadim ateşe uzandı. Başkalarının onlara dayattığı prangaları kıran insanlar henüz kaderlerini bilmiyordu. Ateşi çalan bilge daha konuşamadan, ölümün habercisi olan tanrı beklenmedik bir anda ortaya çıktı ve insan Hükümdara kaderin yayını gösterdi. İnsanların anlayamayacağı kadar korkunç bir önseziydi, ejderhaların tiranlığından bile daha az umut vadediyordu gelecek. Tüm yaşam sonsuz karanlık tarafından yutulacak, hiçliğin içinde cansız tozlara dönüşecekti. Savaşın hükümdarı olan insan Hükümdar, Natlan'ın henüz zafer kazanmadığını biliyordu çünkü yeni bir savaş başlamıştı. Ejderha bilge, Natlan'ın gelecekteki hükümdarlarından birinin mantikor, diğerinin ise yabani tilki gibi olduğunu önceden bildirmişti. Ancak Ateş Hükümdarı Xbalanque'nin bilgeliğine ve kurnazlığına saygı duyacağını beklemiyordu. İnsan Hükümdar, güç uğruna "ölüm" ile anlaştı ve ejderlerin en bilgesi bile onun planlarına boyun eğdi. Ancak kurallara uymaya hiçbir zaman niyeti olmamıştı. Alevi çalan kişiye verdiği yemini de hiçbir zaman yerine getirmeyi düşünmedi. "Haborym" adının altında hayat, sönmeyen kutsal bir alev haline gelmiş ve kurallar, her daim alevli kutsal bir tahta dönüşmüştü. İnsanlar, korku ve umutsuzlukla karşı karşıya kaldığında bile cesaret ve azimle savaşmışlardı. Elbette kısa ömürlü yaşamlar sönmeye mahkumdu ancak güneş ışığı karanlığı defalarca dağıtmıştı. Kavurucu ateşin ülkesinde ilk güneşin doğduğu gün, sayısız insanın gözlerinde, külde ve kadim ateşte bir şey gördü... Kara uçurum tarafından kirletilip yutulan ancak yine de insanlık uğruna sonuna kadar savaşan kirlenmiş olanı gördü. Gözleri altın gözyaşlarıyla boyalı olan zanaatkarı gördü, yanında da kızıl gözlü genç vardı, Kutsal Alevin sönmemesini sağlıyorlardı. Kayıp kabilenin bu topraklarda dolanıp durduğunu, savaşçılarının hâlâ özgürlük için savaştığını gördü. Bin güneş doğana dek uzun geceyi aydınlatan yıldızların yanan kıvılcımlarına sunulan sıcak kanı gördü... "Ey Gece Lordu, sana yalvarıyorum, ilk güneşi, ilk Kadim Ad olan 'Kiongozi'yi kayda geçir." "Umudu geleceğe bırakacağım. Ateş sönmediği sürece 'umut' da sönmeyecek."