Seher Yıldızı ve Ayın Sabah Şarkısı

Seher Yıldızı ve Ayın Sabah Şarkısı

★★★★★

Set Bonusları

2

2 Parça

Element Ustalığını 80 artırır.

4

4 Parça

Kuşanan karakter alanda değilken Ay Tepkimesi Hasarı %20 artar. Grubun Ay Sembolü Seviyesi en az Yükselen Parıltıyken Ay Tepkimesi Hasarı %40 daha artar. Bu etki, kuşanan karakter 3 saniye aktif olduktan sonra kaybolur.

Türkçe

Alanlar

Parçalar

Mehtap Adağının Görkemli Rüyası

Mehtap Adağının Görkemli Rüyası

Yaşam Çiçeği

Semavi ayların tanrıçalarının ihtişamlı güzelliğini göstermek için özenle oyulmuş bir çiçek süsü. Kadim çağlarda onların heykellerini yapan zanaatkarların elinden çıkmıştır.

Hikâye

Geçmiş bir çağda, ilkel göklere rehberlik eden gümüş çarkların sayısı henüz üçtü. O zamanlar, göklerden bahşedilen yasalar henüz derlenmemişti ve insanlığın sınırları henüz çizilmemişti. Tanrıların oğulları ve kızları, yeni yaratılmış bahçelere ve vadilere dağılmıştı, sayıları ise sınırsızdı. O zamanlar göğün elçileri, cahil insan kalabalıklarının arasında dolaşarak refah ve bilgelik tohumları ektiler. Sonunda tanrıların vadettiği refah, zeka ateşini yaktı ve bu da şüphe fısıltılarını körükledi. Cevabın arayışında olan halk rahiplerini seçti; cevaptan korkan rahipler ise krallarını kutsadı. Ölümcül ahmaklık, tanrıların elçilerinin gazabını uyandırdı. Sorular karşısında ilahi elçiler tek kelime etmedi. Ve böylece insanlar, karanlık ve güneşsiz gecede bakışlarını gökyüzüne çevirip üç parlak aya kurbanlar sundular. Rüyaların ve şiirin kızları, gece göğünün üzerinde ölümlü dünyanın her değişimini aralıksız bir şekilde, dikkatle gözledi. Arianrhod Krallığı'nın derin uykusunda, yetmiş kademeli merdivenin dibinde, parıldayan gümüş gemilerin yanında. Ta ki bu zavallı küçük insanların kalplerinin de ay depremleriyle çalkalanacağını duyana dek... Tıpkı bir zamanlar gümüş yıldızların ejderhaların göklerde süzülen gemilerine yol göstermesi gibi, gece de gözlerini yeryüzüne dikmişti. Ayın altına delilik ve ilham getirdiler. Bu, Düzenin veremeyeceği bir yanıttı. Sabah yıldızı yeniden yükseldiğinde, başrahibe dağın zirvesinden elinde daire şeklinde küçük bir tılsımla geri döndü. Bu "Ay Çarkı", üç ay ile halk arasındaki yeni antlaşmaydı.

Mehtap Adağının Veda Işığı

Mehtap Adağının Veda Işığı

Ölüm Tüyü

Kadim çağlarda semavi aylara dualar yazan rahiplere sonsuz ilham veren bir tüy.

Hikâye

Geçmiş bir çağda, ilkel göklere rehberlik eden gümüş çarkların sayısı henüz üçtü. O zamanlar, sabah yıldızlarının üzerinde yürüyen ve ayın çok yukarısında yaşayan Kanatlı Olan, Ebedi Göklerin Efendisi oldu. Gemi demirlemiş, oluşum tamamlanmıştı. Dağlar ve nehirler de sırasıyla işlenmişti. Yerin altında ve denizlerin derinliklerinde Eski Dünyanın düşmüş klanları ve yıkılmış kralları yaşardı. Yumurta kabuğunun içindeki Dünyanın Efendisi, gerçek ve şeytani gökyüzünü dışarıda bırakmak için sahte bir örtü çekti. Ve bir zamanlar canavarlara hükmeden kralların bile uykusunu kaçıran o dehşeti gizledi. Güneşin şiddetli ışığı gökleri tertemiz etmişti ama yeni dövülmüş taht, Mehtaplı Gecenin Üç Kız Kardeşi için gökyüzünde hâlâ bir yer ayırıyordu. Belki de tasarımı gereği, elementlerin mükemmel bir düzende dalgalandığı bir dünyanın bile metcezirlere ihtiyacı vardı. Otuz Gecenin Vaizleri, tek başlarına bu yalnız ve ıssız gezegeni yaklaşan kaçınılmaz kıyametten koruyamayacaklarını biliyorlardı. Nihai yok oluş gelmeden önce, iyi ile kötünün savaşındaki hiçbir galip, birlikte ebedi hiçliğe düşme felaketinden daha kötü olamazdı. Belki de sise bürünmüş eski lordları cevabı asla bulamayacaktı. Ya da belki de o cevap çoktan hazırdı. Umdukları gibi gök kubbenin ulu hükümdarı, kara sise bürünmüş yok ediciyi reddetti. Şüphesiz, gölgeli diyarlardaki uzun yolculuğu boyunca sayısız yıldızın sonuna tanıklık etmişti. Ve böylece onlar da Düzeni seçtiler. Veya daha doğrusu, ona yer açtılar. Üç ayın yönetimi sabah yıldızıyla paylaştığı çağdı. Sonsuzluğun henüz Sonsuzluk olduğu çağdı.

Mehtap Adağının Son Saati

Mehtap Adağının Son Saati

Kadim Kum Taneleri

Son anın anısına hazırlanan bir kum saati. Kadim çağlarda semavi aylardan gerçeği arayan bilgelerin eseridir.

Hikâye

Geçmiş bir çağda, ilkel göklere rehberlik eden gümüş çarkların sayısı henüz üçtü. O zamanlar, güzel kokulu denizin beslediği kadim ejderha göklerin derinliklerine yelken açmış, yıldızların arasındaki sislere karışıp kaybolmuştu. O karanlık sisler o kadar derindi ki binlerce yıldızın ışığı bile onların yer çekiminden kaçamazdı. Ulu ejderha, bu gezegen de yutulmadan önce cevabı bulmak için tek başına zorlu bir göreve atıldı. Yerden üç parlak ay yükseltti ve bu küçücük dünyayı metcezirlerin zincirleriyle sımsıkı bağladı. Ay ışığı, ejderha sislerle kaplı diyardan dönene dek, sonun Uzun Gecesi boyunca bereketli toprakları aydınlatacaktı. Ancak binyıllar geçip giderken üç ay kız kardeş, eski efendilerinin geri dönüşünü boş yere bekleyip durdu. Kanatlı Gökten Gelenin sabah yıldızıyla vardığı güne kadar... Yıldızları söndürecek olan büyük düşman o değildi, dünyanın varlığını sürdüren kaynağı yağmalama niyetinde de görünmüyordu. Bu davetsiz misafir karşısında, gezegenin iradesini temsil eden üç muhafız durmaksızın tartıştı. Ancak ister boyun eğerek ister isyan ederek, ister savaşarak ister ölerek olsun, Orduların Efendisi yoluna çıkan her şeyi acımasızca ezip geçecekti. Çünkü burası, onun insanlığın çocukları için seçtiği yeni dünyaydı ve onun tasarımına göre hem yer hem de gök yeniden doğacaktı. Gündüzün fethi mukadder sonuna ulaşmadan önce, gecenin hizmetkarları yalnızca zamanlarının gelmesini bekleyebilirdi...

Mehtap Adağının Sunusu

Mehtap Adağının Sunusu

Eonotem Kadehi

Kadim bir ayinin son ziyafetinde kaybolan bir şarap kadehi. Bir zamanlar inançlılar bu kadehi ay ışığına adaklar sunmak için kullanmıştır.

Hikâye

Geçmiş bir çağda, ilkel göklere rehberlik eden gümüş çarkların sayısı henüz üçtü. Üç Diyarın uyuyanları henüz uyanmamıştı. Rüyalarını ve hasretlerini yalnızca onları izleyen gece bilirdi. Kayıp ruhları ayın yaldızlı salonlarına çekmek için dev bir gümüş gemi Meropis limanına yanaştı. Bir zamanlar Elementlerin nefesinde akan yaşamla kutsanmış olan bu cennet, şimdi kapılarını ölümlülere bile açıyor. Metcezirleri kovalayanlar, mehtaplı gecenin üçlü tacına şarkılar ve danslar adayarak Gümüş Krala övgüler dizer. Gazaplı ve acımasız Yüce Baba'nın aksine, üç ayın yumuşak ışığı tüm kayıp ruhları şefkatli bir anne gibi teselli etti. Böylece yeryüzü halkları, en büyük adanmışlıklarını Mehtaplı Gecenin Hanım Annelerine sundular. Bazıları Vindagnyr'in zirvelerine çıkar, parlak aylara defne taçlı dizeler sunarlardı. Diğerleri ise Lang-Gan'ın kutsal sunaklarına adım atar, ince işlenmiş yeşimin gecenin güzelliğini vurgulamasına izin verirdi. Ve diğerleri de Arkadya'nın kutsal koruluklarında meşe ağacından altın dallar elde ederdi. Güneş doğmadan önce, göklere meydan okuma arzularının hepsi burada doğmuştu. Ancak Ebedi Göklerin Efendisi tarafından insanlığın evlatları için seçilen anavatanda ay ışığı, kutsal bir lütfun tek bir ipliğinden ibaretti. Gökleri araştırmak yasaktı, zira belirlenmiş kuralların ötesindeki her görev yalnızca yıkıma yol açardı. Sonunda, dünyanın ucundaki uzun kılıç gökyüzünü boydan boya kestiğinde, "Sonsuzluk"un kendisi de bir sona ulaştı...

Mehtap Adağının Gümüş Tacı

Mehtap Adağının Gümüş Tacı

Logos Tacı

Bir ilahinin son hecesinde bırakılmış gümüş bir taç. Kadim çağlarda semavi aylara methiyeler yazan şairler tarafından takılmıştır.

Hikâye

Geçmiş bir çağda, ilkel göklere rehberlik eden üç gümüş çarktan ikisi düşmüştü. Artık "Sonsuzluk" tarafından korunmayan dünya, son nefesine doğru ilerlerken Yeni Ayın geri dönüşünü bekliyordu... "Ebedi Ay" düştüğünde gökler ve yer altüst oldu. "Hareli Ay" parçalandığında kızıl gölge Hiçlik denizinin derinliklerine gömüldü. "Donuk Ay" durduğunda uluslar sarsıldı ve yıkıma uğradı. Fakat ezeli kokulu deniz, her yıl onu sarsan binlerce ay depremiyle hâlâ dalgalanıyordu. Ve altın tellerden dokunmuş o uzun şarkı, gümüş yıldızlar toza büründüğünde bile hiç susmadı. Gökyüzü perdesinin katmanları arasından, yeryüzü halkı gerçek ay ışığının tadını çıkaramadı. Yine de zaman nehrinin metceziri, ister gölgeli gecelerde ister aydınlık günlerde olsun, onları birbirine bağladı. Yıldızların yollarının izini sürer, sığ uykunun merdivenlerinden ineriz; Gün doğumundan gün batımına kadar gezinir, perdenin ardındaki cevabı ararız; Artık Sonsuzluğa bağlı olmayan kalplerimiz, zayıf ama durmadan kıpırdanmaya devam eder; Ebedi ile fani arasındaki düşlerde, aya sunulan son saati bekleriz.

Katkılar