Derin Orman Hatıraları
Eserler

Derin Orman Hatıraları

Nadirlik 5

Set Bonusları

2

2 Parça

+%15 Doğa Hasarı Bonusu.

4

4 Parça

Element Becerileri veya Patlamaları düşmana isabet ettiğinde, 8 saniyeliğine hedefin Doğa Direnci %30 azalır. Bu etki, karakter savaş alanında olmasa da tetiklenebilir.

Türkçe

Alanlar

Parçalar

Labirent Gezgini

Labirent Gezgini

Yaşam Çiçeği

Bu altın kaplamalı zarif çiçek, ormanın hükümdarının tacından koparılmış.

Hikâye

Ormanın efendisi doğduğunda, ağaçların kralı onlara bir taç verdi. Sonunda taç, efendisinin yolundan giden ilk hanıma geçti. Ormanda kaybolmuş pek çok çocuğu yanına almıştı ancak yine de kır çiçeklerine hiç basmamıştı. O sadece efendisine nasıl hizmet edeceğini, labirenti nasıl koruyacağını ve dünyanın, ormanın rüyasından başka bir şey olmadığını biliyordu. Bu yüzden çocuklara avlanmanın yollarını ve rüyalarda yürümenin yöntemini öğretti. Ormanın bitkilerini sevmeleri gerektiğini öğretti, çünkü onlar efendisinin bahçesine aitti. Oklarını attıkları yaratıklara bile saygı göstermeleri gerektiğini öğretti çünkü onlar efendisinin halkıydı. Öğretileri ormanın kayıp çocukları arasında yayılacak ve çok şey değişecekti. Sonunda, kökenleri tamamen unutulacaktı, ancak bazı insanlar ormanda devriye gezen gölgeleri kovmak için en derin gecelerde insanların dünyasına ve hafif şenlik ateşlerine dönen koruyucular olacaktı. Ağaçların arasında kalan ve yürüyen biri vardı, sonunda zamanı unutup vahşi hayvan avının ortasında kaldı ve kana bulandı. Neredeyse ormanın son efendisi kadar yaşlıydı ve sonunda bir labirent ve av hakkında bir rüya gördü. Bu rüya o kadar kapsamlı ve genişti ki orman halkının gördüğü her rüyayı içeriyordu. Labirent ise ağaç köklerinin ve kıvrılarak akan derelerin oluşturduğu çizgilerin bir kaplanın çizgilerinden daha yoğun olduğu uçsuz bucaksız ve akan sudan bile daha değişken olan sonsuz bir avlanma alanıydı. "Ölüm" diye fısıldayan sesler bu labirentte kaybolurdu, çünkü sadece o ve orman efendisinin öğretilerini anlayanlar labirentten geçebilir ve sınırsız avlanma alanlarına girebilirdi. Sonunda, fısıltılar dinip şeytani yaratıklar kaçarken o da o görkemli rüyayla birlikte ortadan kayboldu. En sonunda çok sayıda rüya parçasıyla ölümlülerin rüyalarıyla kaynaştı. Parçalanmış bir aynanın birçok farklı görüntüyü yansıtması gibi, geride bıraktığı rüyalar da insanlar arasında birçok farklı şekilde anlatıldı. En çok anlatılan (ve büyüleyici olan) hikayenin artık onunla hiçbir ilgisi yok. Örneğin, o masallarda onun adı olarak anlatılan aslında tacın adıydı. Sonunda elinde kalan tek şey gerçek adı, içinde ay ışığının yansıdığı küçük bir su ve sevgili kralının ona verdiği taçtan aldığı altın çiçekti.

Sarmaşıklar Alimi

Sarmaşıklar Alimi

Ölüm Tüyü

Kuş tüyü kadar yumuşak olan zümrüt renginde bir yaprak. Bir orman aliminin kıyafetinden koparılmış.

Hikâye

O yıllar labirent efendisinin zamanlarıydı... Kraliyet hizmetkarlarının en erdemli ve vizyoner olanının, tüm canavarların dilini anlayabilen ve ay ışığının şiirini okuyabilen genç bir kız olduğu söylenir. Sessiz ormanı, ayı kucaklayan durgun suyu ve rüya ormanının en sonundaki uçsuz bucaksız avlanma alanlarını korurdu. "Biz yemyeşil kraliyet ormanında doğduk. Bizim dünyamız ağaçların altındaki gölgeler ve çayırların üstüdür." "Ormandan gelen ona geri dönmeli. Doğanın kanunlarına uyduğumuz sürece ölümden korkmamıza gerek yok." "Çünkü doğanın izinden gidenler ormanın labirentinden geçip o uçsuz bucaksız ovaya ulaşmalıdır." Öğretileri bir zamanlar birçok çocuğa ilham verdi ancak bir kaplan soyu gibi yavaş yavaş azaldı... O yıllar, uğursuz ayın zamanlarıydı... Kör çocuğun beyaz zırhlı kardeşinin izinden gittiğini; krallıkları, dağları ve nehirleri aştığını söylerler. Sonunda da karanlık ormanda kaybolduğu söylenir. Kılıç kullanma konusunda takıntılıydı ama herkesten daha nazikti. Fazla dogmatikti ama adalete herkesten çok bağlıydı... Sonsuzluğun sonunda kalbindeki beyaz gölge, ay ışığı kadar beyaz olan ormanın bir yadigarıydı. Sonrasında kana susamış canavarlar ortaya çıktı. Avcı, beyaz dalların loş ışığını takip ederek ona ulaştığında dilek dileme gücünü çoktan kaybetmişti ve kalbinde ona rehberlik eden beyaz figür kararıp ve kaybolmuştu... O zamanlar gecenin yükselişte, şafağın da çok uzaklarda olduğu yıllardı. Bilge, kabusunda uzun kara bir kılıç ve suda yayılan kırmızı bir şey gördü.

Bilgelik Devri

Bilgelik Devri

Kadim Kum Taneleri

Bu türden saatleri genelde kendilerini bilgeliğe adayanlar kullanır. Bu saatler, hareketsiz kum taneleri yerine minik hardal tohumları içerir.

Hikâye

Kadim efsanelere göre orman kralı ölümsüzdü, hayatının sonuna geldiğinde ormana dönecek ve pençeleri metale ve tahtaya, çizgileri sonsuz bir labirente dönüşecekti. Ve için için yanan gözleri hem gökyüzünde hem de suda aya dönüşecekti. Ölen her şey başka bir biçimde yeni bir yaşam kazanır. Çürüyen her şey saf ve güçlü yeni filizler verir. "Ama ölüm tarafından yok edilen ruhlar, sonsuza dek kaybolan anılar... Onlar için yaşam ve ölüm döngüsünde yer var mı?" "Ruh sadece boş bir kavramdır ve hatıralar eninde sonunda dünyaya geri döner. Her zaman gelip geçici olan bir şey solup gidecekse endişelenecek ne var? Birbirini hatırlamak ve desteklemek ve herkesi sonsuza kadar hatırlanır kılmak daha iyidir. Böylece ölümün ve yaşamın doğal döngüsünü yok edip hatıraları sonsuza kadar koruyabiliriz!" Çok sonra, birbirlerine hatırlatmayı kabul eden arkadaşlar, kötü bir unutkanlık hastalığına yakalanacaklardı. Tamamen unutulmayan üç kişi ve üç ruhun görüntüsü ile akademi tarafından kovulan çılgın bilim adamının geride bıraktığı kayıt ve varsayımlara göre, arkadaşına kendi formunu ve paylaşılan anıları bir kez daha hatırlatmak için rüyaları kontrol edebilen orman sakinleriyle birlikte rüyanın yakalanması gerekiyordu. Hafızayı yöneten organ çok fazla hasar almışsa ve iyileştirilemezse başka bir eski dostunu getir ve birlikte geçmişin hayallerinde yaşayıp, küçük bir ağaç evinde oynayıp ormanın sınırsız derinliğini keşfedin. Evet, bu da güzel olurdu. Çünkü rüyalarda herkesin yeniden başlama şansı vardır. Ama ilk olarak o rüya ruhlarının yakalanması lazım. O paralı askerler bir zamanlar benim için çok şey yaptı. Bu sefer de hayal kırıklığına uğratmayacaklarına inanıyorum.

Kayıpların Lambası

Kayıpların Lambası

Eonotem Kadehi

Normalde çöl diyarı tarzında olan bu yağ lambasının içinde artık parlak yeşil yapraklar bitiyor.

Hikâye

Deliliğin efendisi aynı hırsıyla kendini yok ettiğinde çölün krallarının birlik olup yükseldiği ve aynı hızda da düştükleri söylenir. Birçok küçük tiran, felaketten kaçan mültecileri bir araya getirir ve bir zamanlar kadim harabelerin bulunduğu yerlere tapınaklar, saraylar ve yüksek duvarlar inşa ederdi. Bu harabeye dönmüş şehirler birbiri ardına düştü, güçleri ve zenginlikleriyle övünen zorbalar da aynı kaderi paylaştı. Bu kandil, çökmekte olan krallıkların genç prenslerinden birine aitti ve hazinesinde saklı kalan değerli eşyalardan biriydi. "Babam bir şahinin peşinden yüksek bir kuleye tırmandı ancak bu eski kule onun ağırlığına dayanamayıp çöktü ve çölün kızgın kumlarına düştü." "Böylece krallığımızın kalan günleri sayılıydı ve ben de anlamsız çatışmalara sürüklendim. İhanet dalgaları arasında bir o yana bir bu yana savruldum." "O günlerde kalbimde biri vardı. Kraliçe olmayı çok istiyordu ancak kralın kim olduğu onun için önemli değildi." "Ben aşkımı böyle kaybettim. Hayatımı ve kraliyet mührünü korumak için dudaklarına bir veda busesi kondurdum ve onu kumdan örtülerle örttüm." "Daha sonra, tıpkı diğer tüm kralların başına geldiği gibi dışarıdan tehditler, içeriden de düşmanlar ortaya çıktı. Akrabalar, yakınlar, köleler ve paryalar hepsi birbirine düştü ve birbirlerini öldürmeye başladılar." "Kıtlık ve savaş, bizi bir seraba gömmek için tanrının unuttuğu bu toprakların sıcak kumlarında ikizler gibi dans etmeye devam etti." Böylece, kavurucu kumlardaki krallık geldiği yere geri döndü ve bir zamanlar tüm servetin sahibi olan prens, beş parasız bir göçebe oldu. İçinde yeni toprakları fethetme arzusuyla ve elinde kalan azıcık servetle yağmur ormanına doğru yola koyuldu. Çok daha sonra, ormanı bir Rishboland Kaplanı gibi miras almak isteyen prens, ay ışığının sessizliğine boyun eğdi. Beyaz yaylı avcının gücüne kapıldı ve her gece onu takip edip her gece kovulurken yurtsuz prens yavaş yavaş yağmur ormanın fısıltılarını ve kaplanların hırıltılarını anlamaya başladı. Sonunda da lütufkar rüya tarafından kabul edildi. "Hahaha, güzel bir hikaye değil mi? Evinden zorla atılıp kaderini ve şanını yeniden kazanan bir soylu..." "Altın rüyalar sizi çağırıyor, ey diyar diyar dolaşan kum taneleri..."

Defne Tacı

Defne Tacı

Logos Tacı

Bitkilere ve ağaçlara hakim olan bir varlık tarafından bahşedilen bir taç. Bir zamanlar labirent kraliyet hanedanının bir yadigarıyken sonunda kralın hizmetkarlarından birine miras kaldı.

Hikâye

Her şeyin yaşaması ve ölmesi için belirlenmiş bir zaman vardır ve bu döngü böyle sonsuza dek devam eder. Ağaçların hükümdarı bir zamanlar yaşam döngüsünü böyle tanımlamıştı. Ölen her şey başka bir biçimde yeni bir yaşam kazanır ve çürüyen her şey saf ve güçlü yeni filizler verir. Toprağa düşen meyveler hayvanları besler, bu hayvanlar da toprağa döndüklerinde meyve olurlar. Ormanlar her zaman hayat doludur. Efsaneye göre, ağaçların tanrısı kumların arasında bir orman yarattığında, günün ilk emri, yağmurları getirebilecek bir cihaz yaratmakmış. Böylece parlak ay, labirentten gelen ışığın desenlerini suya yansıttı ve bundan "kaplan" doğdu. Kaplanın çizgileri sürekli değişirdi ve çizgileri ormanın dallarını andırırdı. Böylece kaplan ormanın kralı oldu ve "Viaghara" adını aldı. Ormanın kutsanmış efendisi bahçenin ortasında başı dik bir şekilde yürür ve primatlara, kuşlara ve labirentteki hayvanlara hükmederdi. Bir süre sonra narların tohumları yere düşerek ormanın ruhlarına hayat verdi. Böylece ormanın efendisi olarak onları ilk Vasara Ağacı altında kutsadı ve ilahi olanla bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre labirenti onlarla paylaşacak, kuşlar ve hayvanların onlara zarar vermemesini emredecekti. Güneşin ışığı bir zamanlar perdelenmiş, akan su yozlaşmış olsa da son orman efendisi yaşam fideliğini korumak adına ölmüştü. Sonra büyük bıyıklı kedi, kral unvanını devraldı ve ormandaki yaratıkları o efendiyi taklit ederek korudu. O efendinin gücünün zerresi bile etmese de ormanı koruma sözünü tutacak ve ağaçları koruyan ruhlara zarar vermeyecekti. Evet, sürekli değişen labirent yok olup gitse bile orman hâlâ hayat doluydu.

Katkılar
Derin Orman Hatıraları — Eserler | Genshin Impact Veritabanı